Monopoly hakkında bir makale yazmaya neden ve nasıl karar verdim sizce? Geçen gün uzun zamandır aklımda olan ve çok istediğim Monopoly’nin Dijital Bankacılık oyununu annem hediye almış. Tabi o sevinçle ve merakla hemen Monopoly kutusuna sarıldım. Öncelikle tahmin edebileceğiniz üzere kutusunu inceledim. Tasarım olarak gayet hoş ve benim en sevdiğim renk olan siyah renk ile donatılmış. Benim en çok dikkatimi çeken ve bence devrim niteliğinde olan Hasbro’nun yapmış olduğu Monopoly Pos Cihazı idi. Zaten kutusunu açtığımızda hemen bizi karşılıyor. Monopoly haritamız ve zarlarımız tamamen siyah. Evet çok fazla siyah ağırlıklı olmuş ama merak etmeyin hemen alışıyorsunuz. Eski bir Monopoly oyuncusu iseniz sadece Pos cihazına alışmakta biraz zorlanacaksınız çünkü daha önceden kağıt paralarla alım-satım yaparken şimdi bu Pos cihazı bizim için ne kadar paramız olduğunun, hangi arsaların bize ait olduğunun ve daha nicesinin kaydını tutuyor. Makale içerisinde Dijital Bankacılık oyununu sizlere gözlemlediğim kadarıyla aktaracağım fakat daha önce Monopoly oynama fırsatı bulamamış okurlarımız için oyun hakkında bahsedeceğim.

Monopoly oyunu dünya çapında çok büyük kitlelere ulaşabilmiş bir ticaret oyunudur. Bu oyun hayatımıza girdiği günden bu yana büyük çoğunluğumuzun başlıkta da belirttiğim gibi içimizdeki emlakçıları çıkarmamıza neden olmuştur. Oyun en az iki kişi olmak üzere birçok kişi ile oynanabilmektedir. Temel olarak oyunda amaç arazi, ev, otellere vb. sahip olmak ve bunlar üzerinden gelir elde etmektir.

Sizlere oyunun genel kurallarından da bahsetmek istiyorum çünkü bu oyunu oynamaya başlayacaksanız kesinlikle bunları bilmeniz gerekiyor. Oyunda her oyuncu başlangıçta belirlenen sermayeler ile oyuna başlar. Mesela Dijital Bankacılık oyununda tüm oyuncular Monopoly Kart’larını Monopoly Pos Cihazı’na okutur ve tüm oyuncuların hesabına 1500 Monopoly Parası aktarılır ve oyuna 1500 MP ile başlarsınız. Oyunda zar kullanılmakta. Bundan dolayı da şans faktörü oldukça etkili. Oyuncular zarları attıklarında zarların toplamı kadar basamak ilerlerler. Eğer yeterli parası varsa orayı satın alır ya da diğer oyuncular tarafından satın alınmış ise o oyuncuya kira ödemek zorunda kalır.

Oyunda arsalar fiyatlarına göre dizilidir. Son birimlere gelindikçe arsaların fiyatları artar. Oyunda arsaların dışında şans, piyango, hava alanı, baraj, kodes, otopark, elektrik santrali gibi konumlar da mevcuttur ve her biri farklı görev görmektedir. Monopoly’nin farklı oyunlarda farklı konumlar bulunmaktadır. Mesela örnek verecek olursak Dijital Bankacılık oyununda ücretsiz otopark ve kodes bulunmaktadır.

Photo by Julian Hochgesang on Unsplash
Photo by Julian Hochgesang on Unsplash

 

Araziler bulundukları yerlere göre belirli renklerde olabiliyorlar. Eğer kullanıcı aynı renklerdeki yerlerin hepsine sahip olursa buraya belirli ücret karşılığında ev yapabiliyorlar. Kurallara göre bir oyuncu bir araziye en fazla 4 ev yapabiliyor. 4 evden sonra 1 otel yapma hakkına sahip oluyor. Oyuncu bu evler ve oteller sayesinde daha fazla kira alabiliyor. Bunlar üzerinden ticaret de yapabiliyor. Fakat Dijital Bankacılık’ta tahmin edebileceğiniz üzere bu sistem de değişmiş durumda. Monopoly Kartlarınızla arsa satın alıp bu arsaların seviyelerini 5’e kadar yükseltip daha fazla kira alabiliyorsunuz ve tüm bunları sadece Pos cihazını kullanarak yapabiliyorsunuz. Bu açıdan Pos cihazı size büyük kolaylık sağlıyor. Dijital Bankacılık’ta oteller yok yani arsalarınıza bina koyup seviyesini yükseltebiliyorsunuz. Bence bu açıdan da çok iyi çünkü ortada bir karışıklık olmuyor.

Eğer oyuncu çift atarsa (yani her iki zarda aynı değere sahipse) bir kez daha atmaya hak kazanıyor.Herhangi bir oyuncunun parası ve arazisi kalmadığında ise o oyuncu iflas edip oyunu terk ediyor. Oyunu nasıl oynayacağınız hakkında size verebileceğim bilgiler bu kadar.

Monopoly’nin birazcık geçmişine gidip araştırma yaptığımız zaman ise 1929 yılında Dünya Ekonomik Bunalımı’nın en kötü günlerinde Charles Darrow isimli bir adamın, kendisi ve ailesi için bir oyun icat etmiş olduğuyla karşılaşıyoruz. Charles Darrow hemen sonrasında da oyunun haklarını bir şirkete satıp hayatını kurtaracak kadar çok para kazanmış. 

Aslında oyunun mucidi sanılan Charles Darrow, 1935’te oyunun patentini almak için başvuruda bulunmuş. Bu bildiğimiz hikaye. Ancak Monopoly’nin gerçek hikayesi bambaşka. Darrow’un olayından yaklaşık 30 sene önce Lizzie Magie isimli bir kadın, Landlord’s Game adını verdiği oyunun patentini almak için patent ofisine başvurmuş. Maggie’nin oyunu elde çoğaltılan kopyalarla giderek yaygınlaşarak çeşitli değişimlere uğramış haliyle. İşte Charles Darrow da tam bu noktada hikayeye dahil oluyor. Onun elindeki yalnızca basitleştirilmiş bir kopya. Lizzie Magie’nin tasarlamış olduğu Landlord’s Game ise Monopoly’nin çok daha fazlası. Sonrasında Darrow, Parker Brothers patent şirketine başvurmuş ve oyunu sahiplenmiş. Ama aslına bakacak olursak gerçek mucit “Lizzie Magie”. 

Sizin de anlayacağınız üzere Landlord’s Game zamanla bir çok değişime uğrayarak karşımıza Monopoly olarak çıkmış ve bugünlere kadar süregelmiş ve açıkçası iyi ki de gelmiş. Bu oyunu oynarken gerçekten çok eğleniyor ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz bile. Meğer bunca zaman tek eksiğimiz gerçekten bir Monopoly’miş.

Yorum Alanı

avatar
  Abone ol  
Bildir