Merhaba, 10. içeriğimize özel olarak aslında en başında bunu planlayarak sitemizin ismi olan Frelya’nın ne anlama geldiğini açıklamak ve nereden esinlendiğimizin sizlere öyküsünü anlatmak istedik.  Öncelikle tabi ki Frelya’yı nasıl oluşturmak istediğimize karar verdik bundan bahsedeceğim ve bu süreci olduğu gibi aktaracağım.

Sıcak bir yaz günüydü, elimde kalemi çevirerek öylece oturuyordum. Yanıma @dlsrcn (şuan üyeliği yok) geldi. En sevdiğim bardağımla bana soğuk bir su getirmişti. Biraz serinledikten hemen sonra öylece düşünmeye başladım. Üniversiteye başlayacaktık ve uzun bir süredir gerçekten hiçbir uğraşımız yoktu. Aslına bakarsanız kendimize bir uğraş arıyorduk. Çünkü ikimizde hiçbir sosyal medya aracı kullanmıyor ve tamamen hayatla iç içeydik. Bu hoşumuza gitmiyor değildi aslında. Hatta ilk makalemizi bununla ilgili yazmak istedik ve yaptık. Neyse konuyu fazla dağıtmayacağım. Ben düşünürken birden aklıma iyi olduğum bir konu hakkında fikirler gelmeye başladı. Evet bu internetti. Çok uzun süredir ilgimi çeken yani neredeyse 10 seneden bahsediyorum; bilgisayar, internet, kodlama, tasarım yani teknolojiyi olduğu gibi kapsayabilecek tüm her şey üzerine düşünmeye başladım. Bana en cazip gelen ise kişisel bir blog oluşturmaktı. Daha önce birçok kez web sitesi oluşturmuş fakat sadece hobi ve kendimi geliştirmek üzerine temelleri atılmış fakat devamı gelmemişti. İlk defa gerçekten bir şeyler yapma isteği uyanmıştı içimde. Ayrıca Freelancer olarak yine birçok platformda grafik-tasarım işleri yapmış ve kendimi oldukça geliştirmiştim. Kendi özgeçmişimden sizlere bahsetmek ve portfolyo oluşturmak çok isterdim fakat makalemizin ana konusuna geri dönüp Frelya ismini nereden esinlendik ve bir anlamı var mı bundan konuşmak istiyorum. @dlsrcn her konuda destekçim olmuştur. Ona Frelya projesinden bahsettim. Aslında başta bir ismi yoktu bu projenin. Sadece bir websitesi oluşturabileceğimizi söyledim. Benim tüm bunlara olan ilgimi en iyi o bilir. Şaşırmadı haliyle. Hatta hemen kabul etti diyebilirim. Bana dönüp “Ne zaman başlıyoruz?” dedi.

Hemen başlayabilirdik. Çünkü okul henüz başlamamıştı. Ama önce bütçe planlaması yapıp ona göre hareket etmeliydik. O yüzden projeyi hayata geçirmek biraz zaman aldı diyebilirim. Ama çok değil. Bir site oluşturmak bana göre gerçekten çok basitti. Zaten hazır yazılımlar üzerinden gerçekten kodlama bilgisi dahilinde bir site oluşturup düzenlemek, bu işin içinde olanlar için gerçekten basit. Bir site oluşturmanın en zor kısmı nedir sizce? Ne üzerine olacağı mı? Tasarımının hangi renkleri kapsayacağı mı? Hangi yazılımı (script) kullanacağınız mı? Ya da mesela logosunu tasarlamak mı? Hayır, kesinlikle hiçbirisi değil. Evet web sitenizin ne üzerine olacağını belirlemek gerçekten zor. Aslında basit olan tek bir konu üzerine yoğunlaşmak ve o konu üzerinden gitmektir. Zor olan ise genel içerikli bir site oluşturup bunun üzerinden gitmektir. Biz zor olanı tercih ettik. Çünkü ikimizde zoru seviyoruz. Bu tamamen tercih meselesi. Ama sitenizin ne üzerine olacağına karar vermekten daha zor bir şey varsa oda kesinlikle sitenizin ismidir. Evet isim konusunda hiç abartmıyorum yaklaşık 1 gün boyunca düşündük. Şundan emin olabilirsiniz ki diğer tüm işlemler çok daha kısa sürdü. Mesela logosunu tasarlamak sadece 5 dakikamı aldı. Çünkü sade ve ince font kullanılan bir logo olsun istedim. Logo tasarlarken sembol kullanmayı sevmem. Tamamen sade olmasını istedim. Tasarımı seçerken ise yine responsive, yani yenilikçi ve modern bir tasarım olsun istedik. Aynı zamanda mobil uyumlu olması da bizler için çok önemliydi.

İsim düşünmeye başladık. Bir isim için 1 günümüzü ayırmamızın en büyük nedeni blogumuzun tek bir şey üzerine kurulu olmamasıydı. Çünkü her şey hakkında yazacağımız için tek bir isim üzerinden gidemezdik. Türkiye’nin başta gelen blog sitelerine baktığınız zaman bir çoğunun ismi diğerine benzer. Biz her zaman özgünlükten yana olmak istedik. Çok fazla düşündükten sonra aklıma çiçekler geldi. Evet belki ne alaka diye düşünebilirsiniz ama çiçekler bence bizim için en iyi yön göstericiler olabilirdi. Çiçekleri seviyorduk. Ben en çok papatyaları, @dlsrcn ise beyaz orkideleri sever. Bildiğimiz tüm çiçekleri bir liste halinde yazmaya başladık. Fakat gerçekten sitemize özgü olabilecek bir çiçek bulamadık. Güzel, akılda kalıcı ve kısa isimli bir çiçek bulmalıydık. Zaten kısa olmasından dolayı akılda kalıcı olabilirdi ancak. Daha farklı bir çiçek türü arayışına girdikten birkaç saat sonra sadece 125 adet çiçek türü listeledik. Bizi en çok yansıtan aralarından Frezya (freesia) çiçeğiydi. Mesela @dlsrcn de ben de hoş kokulara karşı inanılmaz duyarlıyız ve odamızda hep çiçek kokuları kullanırız. Aynı zamanda Frezya, sıcaktan hiç hoşlanmaz. Biz de aynı şekilde sıcağı hiç ama hiç sevmiyoruz. Biz gerçekten sonbahar-kış insanıyız. Bunun gibi pek çok özelliğinin tamamen bize uyduğunu farkettikten sonra neden olmasın diye düşünmeye başladık. Sonuçta bu blog tamamiyle bizim ilgi alanımıza göre şekillenecek ve blogtaki tüm içerikler bizim ilgi alanımıza göre yön bulacaktı. Ee haliyle isminin de bizi yansıtması gerekirdi. Sizin de anlayacağınız üzere Frelya ismi Frezya adındaki bir çiçekten geliyor. Nasıl bir çiçek peki bu Frezya?

Frezya Çiçeği

 

Frezya çiçeği müthiş kokusuyla ünlü bir çiçektir. Gerçekten bu güzel kokusu için yetiştirilir Frezya. Genellike sarı, pembe, beyaz tonlarında olan Frezya’nın mor tonları da mevcuttur. Frezya bir süs çiçeğidir ve kökenleri Güney Afrika topraklarına dayanmaktadır. Frezyalar fazla sıcaklığı sevmez ve nemli toprağı severler. Bu çiçeğin yağının masaj için kullanıldığı bilinmektedir. Biz bu çiçeği çok sevdik umarım siz de bizi çok seversiniz ve Frelya’yı favorileriniz arasına alırsınız. İşte Frelya’nın oluşum hikayesi bu, sonraki yazılarda görüşmek üzere…

Yorum Alanı

avatar
  Abone ol  
Bildir