Hey, selam. Sizlere yakın zamanda takip ettiğim ve heyecanla izlemeye başladığım ama henüz bitirmeden paylaşma isteği uyanan bir diziyle karşınızdayım. Öncelikle şunu bilmenizi istiyorum ki zombi temalı diziler hep ilgimi çekti. Belki delirdiğimi düşüneceksiniz ama çoğu zaman zombi istilası ile karşı karşıya kalmak istediğim bile olmuştur. Ama şuan bahsedeceğim dizide zombi kavramı yerine aslında incelediğim kadarıyla gulyabani kavramı kullanılıyor. Çevrede zarar vermeden geziniyorlar ve siz onlara ilişmediğiniz sürece zarar verme eğilimleri yok yani tam bir zombi tarzı yok denilebilir. Şimdi birazda dizinin ana konusuna geçmek istiyorum ve incelememi olduğu gibi aktarmak istiyorum.

Yılda en az bir kez Netflix’ten beni korkutan bir dizi geliyor. Özellikle ürkütücü olduğu için değil, onu ne kadar çok sevdiğimden ve bitmesini istemememden dolayı. Yani bunu pek çok Netflix kullanıcısı gibi ben de yaşıyorum ve eminim ki sizde pek çok kez yaşamışsınızdır. Hani öyle diziler olur ya bitmesini hiç istemezsiniz ya da biter bitmez 2. sezonunu heyecanla beklersiniz, işte Daybreak benim için öyle bir dizi şuanda. Böyle durumlarda biraz abartılığı davrandığım için endişeleniyorum. On My Block’u ve Russian Doll’u izlediğimde de aynı hisleri yaşamıştım. 24 Ekim Perşembe günü başlayan Daybreak’i bir süre önce yakın takibe almış ve yayınlanacağı günü sabırsızlıkla bekliyordum ki hemen tüm bölümlerini indirdim. Uzun bir zaman aradan sonra Daybreak çok tutkulu bir şekilde izlediğim dizilerden bir tanesi oluverdi.

Bazı zamanlarda Biraz önce ne izledim ben aceba dedirten tarzda dizi, film ya da videolar olur. Aslında bu diziyi izlemeye başladıktan sonra da pek çok kez bunu hissettim. Ama ben bir yandan bu düşünceye kapılırken öte yandan gerçekten çok fazla eğlendim. Zaten bu gibi dizilere birazcık eğiliminiz varsa çoğu şey gözünüze batmayacak ve önyargılı yaklaşmayacaksınızdır. Bir çok insan için basit ya da bir sorun olarak sayılabilecek şeyler benim için eğlenceli hale gelebiliyor. Bu dizi için de tam anlamıyla böyle diyebiliriz aslında. 

Daybreak

Şimdi çok fazla spoiler verip sizin bu diziye olan merakınızı gidermek istemem. Sadece dizi hakkında genel söylemlerde bulunup kendi incelemelerimi çok fazla detaya girmeden özet geçeceğim. Konuyu anlamanız için örneklemelerden yola çıkacağım. Mesela okuduğunuz lisede en popüler kızdan başka bir kişiliğe sahipseniz eğer 9. ve 12. sınıf deneyiminiz muhtemelen çok zor olmuştur diye tahmin ediyorum. Fakat bir anda olağanüstü bir şekilde kıyamet sonrası bir lise öğrencisi olarak hayatınıza devam etmek zorunda kalsaydınız, tam olarak ne yapardınız? Ailenizden kimse yok. Çevrenizde bir yetişkin yok. Sadece siz varsınız. Kocaman ve kurak bir kasabadasınız. Yani anlayacağınız bu dizi gerçekten “Ben az önce ne izledim” hissini tam olarak size yaşatıyor. İzlerken bunu pekala farkedeceksiniz.

Aslında en başta da belirttiğim gibi, diziye yeni başladım ve tam olarak izlemedim. Şu anda 3. bölümdeyim ve gayet iyi gidiyor. Ama ilk bölümden sonra devam etmen gerekip gerekmediğini söyleyecek kadar izledim ve şimdi bu sonuca nasıl geldiğimi söyleyeceğim.

Dizi yeterince basit başlıyor. Josh adında bir çocuk kendini lise öğrencisi olarak tanıtıyor. Ama o konuşurken, okul birden çorak bir araziye dönüşüyor ve hızlıca öğreniyorsun ki Josh, bir sürü başka gençle birlikte nükleer bir saldırıdan kurtuldu.

Yani temel olarak şunu söyleyebilirim ki, yaşını başını almış insanlar ya da 18 yaşının üstündeki neredeyse herkes diyebiliriz “Gerçekten daha fazla Lululemon pantolonu almalıyım” gibi, düşündükleri en son şeyi tekrar eden zombilere (gulyabanilere) benzeyen yaratıklara dönüşenler dışında neredeyse herkes artık ortadan kalkmış durumda. Bu kasabada bir çok gruplaşma oluşmuş durumda ve kıyamet sonrası bu karmaşada hepsi birbiriyle savaş içerisinde. Ne demek istediğimi daha ilk bölümden çok iyi anlayacaksınız. Ama Josh bu gruplardan hiçbirisine katılmıyor çünkü tek bir amacı ve hedefi var.

Bölüm ilerledikçe, Josh’un aslında büyük bir ezgisi olan Sam Dean isimli bir kızı aradığını öğreniyor. Josh, Sam’a gerçekten çok aşık. Bunu özellikle pek çok kez dile getiriyor. Patlamadan bu yana altı aydır onu görmedi. İlk bölümlerden kasabada karşılaştığı sınıf arkadaşı ve bakıcısı olduğu küçük çocukla birlikte (onu aramasına yardım etmek istiyorlar) bir yola çıkıyorlar. Bakalım ilerleyen bölümlerde Josh hedefine yani Sam’e ulaşabilecek ve ona tekrardan kavuşabilecek mi? Josh’u bu yolda heyecanla izliyorum ve amacına gerçekten ulaşabilecek mi merak ediyorum bunu ilerleyen bölümlerde görebileceğim ancak. Daha şimdiden 2. sezonu beklemiyor değilim…

Yorum Alanı

avatar
  Abone ol  
Bildir