Bazenleri durduk yere aklıma geliveriyor. Çünkü günlük hayatta bunu çok fazla yaşıyorum ve genelde rahatsızlık duyduğum bir durum kendileri. Sürekli zihnimin içinde dönüp duran sürekli yememi söyleyen bir şeyler var. Bir zaman sonra bunun bir hastalık bile olabileceğini düşündüm ve araştırma yapma gereği duydum. Bu araştırmalarımdan yola çıkarak derlediğim bilgi ve yazıları sizlerle paylaşmak istiyorum. Benim gibi siz de bundan rahatsızsanız ilginizi çekeceğini düşündüm.

Öncelikle sizlere fiziksel açlıktan bahsetmek istiyorum aslında,  eğerki gerçekten acıktıysanız yeme isteğiniz midenizde gurultu dediğimiz sesler eşliğinde kendisini zaten belli eder. Yüksek enerjili besinler yerine herhangi bir sebze yemeği bile bünyenize göre oluşan açlık hissini giderebilir. Ne yediğinizin gayet farkındasınızdır ve bundan dolayı suçluluk duygusu hissetmezsiniz.

Duygusal açlık diye nitelendirdiğimiz kavram ise zihinden bir türlü atılamayan çok derin bir yeme isteği olması anlamına gelir. Ne yediğinizin hiçbir önemi olmaksızın bilinçsizce yeme eğilimine girmişsinizdir. Bu açlık anlık oluşur ve yüksek enerjili bir besin tüketmediğiniz sürece tatmin olmazsınız. Bu açlık maalesef masum besinlerle geçiştirilebilecek bir açlık değil. Çoğu zaman beraberinde suçluluk duygusu hissettirir.

Olumsuz duygular, yemeye ilişkin araştırmalarda en fazla dikkat çeken bir konu. Bireyler öfkelendiklerinde ya da kendilerini baskı altında hissettiklerinde normalden daha fazla yiyecek tüketebiliyorlar. Hangi duygular sizi fazla yemek için yönlendirirse, sonuç genellikle aynı. Bu geçici bir etki ve muhtemelen duygular geri dönecek.  Devamında büyük olasılıkla kilo verme hedefinizi geri getirme konusunda ek suçluluk hissine kapılacaksınız. Bu şekilde normalden çok daha fazla yiyecek tüketiminin olduğu yeme problemlerinden birisi de duygusal yeme olarak tanımlanıyor. Duygusal yeme dediğimiz şey aslında olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen aşırı yeme eğilimini anlatan bir yeme bozukluğudur.

Photo by Dan Gold on Unsplash
Photo by Dan Gold on Unsplash

 

Yapılan bir çalışmada duyguların, tüketilen besin türünü de etkilediği saptanmıştır. Örneğin; stresli olmak daha lezzetli ve daha az sağlıklı öğünlere doğru yiyecek seçimini etkilemiştir. Sonuçlar, duyguları düzenlemek için kullanılan sağlıksız yeme davranışını, kötü yemek tercihlerini ortaya çıkarabileceğini göstermektedir.

Bilimsel açıdan Freud psikanalizle beraber insanın iç dünyasını incelerken ruhsal sistemimizin temel prensip olarak “acıdan kaçmak ve hazza koşmak”  ilkesine sıkı sıkıya bağlı olduğunu gördü. Bilimin ilerlemesiyle sonradan gördük ki insan beyninde sadece hazla ilgilenen ayrı bir bölge bile var. “Nucleus accumbens” diye adlandırılan bu bölge beynimizde dopamin ile ilişkiye girdiği zaman ortaya haz, keyif ve sonrasında da bağımlılık yapıcı şeyler gelişiyor. Bir bebeğin ilk deneyimlediği en büyük hazlardan biri de mutlak surette karnının doyması ve o tokluk hissinin yaşattığı büyük hazdan meydana gelir. Dolayısı ile hepimizin yemek yemenin hazzı ile çok önceden sıkı bir ilişkisi var. Yemek yediğimizde; özellikle şekerli ve karbonhidrat ağırlıklı besinler beynin ödül ve haz sistemini harekete geçirir ve kendimizi bir süreliğine rahat hissederiz. Eğer kendinizi sık sık atıştırmak isterken ya da tok olduğunuz halde özellikle belli başlı yiyecekleri isterken buluyorsanız, bu bazen altta yatan kötü bir duygudan kaçmak için zihninizin size oynadığı küçük bir oyun olabilir. Bu türden bir yemek yeme hem ruhsal hemde fiziksel sağlığınıza iyi gelmez. Çünkü bir süreliğine iyi hissetseniz de alttaki kötü duygu sizi tekrar o kısır döngüye iter. Duygusal yemek yiyen kişiler diyete de ya hiç başlayamaz ya da hep yarım kalır. Çünkü diyet kelimesi zaten kıtlık, kısıtlama, yokluk gibi manalarla eşleştiği için bu eylem kişinin bilinçdışında devamlı kötü hissetmek anlamına gelir.

Peki tam olarak ne yapabilirsiniz? Biraz da bunun hakkında tavsiyelerde bulunmak ve denediğim şeyleri size olduğu gibi aktarmak istiyorum.

Öncelikle size önerebileceğim en iyi şey, fazla düşünmeyin olacaktır. Çünkü bir konuyu fazla düşünmek hissettiğimiz duyguların yoğunluğunu arttırır ve insanlar genelde yoğun duygular içinde olduklarında yemeye yönelirler. Eğer, yaptığınız işe odaklanırsanız aşırı düşünmeyi durdurabilirsiniz. Bulmaca çözmek gibi zihninizi meşgul edecek uğraşlar, derin nefes alıp vererek nefes egzersizi yapmak gibi zihninizi açacak egzersizler sizi düşündüren şeyi unutmanıza yardımcı olacaktır.

İkinci olaraksa yediklerinizi değiştirmenizi tavsiye ediyorum çünkü duygusal nedenlerden dolayı yemek yiyor ve abur cubur diye nitelendirdiğimiz zararlı besinlerle mutlu oluyorsanız yediklerinizi değiştirerek sağlıklı beslenebilir ve her şeyi kontrol altına alabilirsiniz, özellikle de zihninizi.

Evet ben de uzun zaman bu problemle başa çıkmaya çalıştım ve hatta çoğu zaman bir hastalığa yakalanıp yakalanmama konusunda sürekli gidip geldim. Kan şekerimin sürekli düştüğünü, hatta bir zamanlar şeker hastalığına bile yakalanmış olabileceğimi düşündüm ki araştırmalarım sonucu aslında her şeyin zihinsel bir oyun olduğunu ve tamamen psikolojik olduğunu öğrendim. Yukarıdaki önerilerime bizzat uydum ve kendi üzerimde test ettim. Gerçekten işe yaradılar. Artık zihnimi kontrol altına aldım ve gerçekten acıktığım zamanlar yemek yiyorum. Böylelikle kilomu da koruyabiliyorum. Size en iyi ve en büyük tavsiyem ise olabildiğince stres yapmamaya çalışın. Her şeyin geçici olduğuna ve hiçbir şey için stres yapmamanız gerektiğinize kendinizi inandırın. İnanın o zaman her şey yoluna girecektir. Eğer tüm bunlara rağmen sürekli açlık hissiniz devam ediyorsa ve inanılmaz derecede rahatsızsanız bu durumdan lütfen en kısa sürede bir doktora görünün. Sonuçta tüm bunlar bireyden bireye değişiklik gösterebilir. Sağlıklı günler..

Yorum Alanı

avatar
  Abone ol  
Bildir